Evet bir önceki yazımda da söylediğim gibi umuda yolculuk devam ediyor. Dün gece Milli Takım kendini bilen, sakin ve kontrollü oyunuyla aslında hiç de zorlanmadan 3 puanı aldı ve Macaristan'ı beklemeye koyuldu. Tabi bir yandan da Romanya'nın bundan sonraki Andorra ve Estonya maçlarındaki averajı da takip edeceğimiz bir başka husus. Zaten son dakikalarda gelen gollerin ve 5-0'lık Andorra galibiyetinin önemi de buradan anlaşılıyor.
Dün gece Milli Takım belki bir futbol resitali sunmadı ama Romanya gibi çok önemli ve dişli bir deplasmanda kendine güvenli oyunu ortaya koymayı bildi. Romanya, iki sonuç kendilerine yettiği için golü yiyene kadar kendi sahasında bekleyip hızlı hücumlarla Millilerin üzerine gelmeye çalıştı. Başarılı da oldu. Ama hep Gökhan Gönül ve Caner hem de tandem oyuncularımız gayet atik oldukları için çok hızlı geri dönerek Romanya'nın ciddi pozisyonlara girmesini engellediler. Selçuk İnan orta sahada her zamanki görevini üstlenirken Topal, Fenerbahçe'deki çizgisinden daha iyi bir form sergiledi. Bunda Fenerbahçe orta sahasının yetersizliğinden çok 4-2-3-1 sistemine göre kenar oyuncularının pres yapmamaları etkili olurken dün gece Gökhan Töre ve Arda gayet çalışkandı. Hem kenar çizgilerini kullanırken savunmada orta sahada alanı daraltarak Mehmet Topal'ın da işini kolaylaştırdılar. Bu sayede ortaya daha çok koşan, pres yapan, ayağa pas oynayan bir Milli Takım çıktı dün gece. Bu da aslında Fatih Terim'in tüm başarılarının ortak sırlarından bir tanesi. Isıran, ayağa pas yapan ve kontrollü bir takım... Romanya golden sonra geride beklemeyi bırakıp atak girişimlerinde bulunsa da etkili olamadı. Fizik kondisyonları bizden daha iyi değildi. en önemlisi de milli takım 1. ve 3. bölgede dönen topları daha çok alan takım oldu. Bu da daha fazla topa sahip olmamızı ve baskı kurmamızı sağladı. Dk 70'ten sonra Olcay ve Mevlüt'ün yani ileri uç oyuncularını da oyuna sokabilmek gerçekten her teknik direktörün harcı değil. Romanya gibi ateşli bir deplasmandasınız, 1-0 öndesiniz ve bu skoru korumak zorundasınız. Ama oyuna Olcay ve Mevlüt'ü alıyorsunuz. Bu cesaret demektir.
Son olarak dün iddia ettiğim gibi Romanya maçıyla beraber Fatih Terim'in Galatasaray macerası şimdilik bitmiştir. Ekim ayında Fatih Terim'in kararını bekleyen Ünal Aysal, Fatih Terim'in önüne sözleşme koysa da bu kararın elbette ki Milli Takım olacağını çok iyi biliyor. Kısa süre sonra gazetelerde Galatasaray'ın gelecek sezonki teknik direktörü ile ilgili bir çok haber duymaya alışın derim ben.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder