Galatasaray taraftarının ve hatta aslında tüm Türk futbol komuoyunun unutamadığı en önemli zamanlardan biri de 2000 senesi. 33. haftaya Beşiktaş'ın 6 puan önünde giren Galatasaray İzmir'de Altay'a 1-0 mağlup olsa da İnönü'de Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı Preko (2) ve Moldovan'ın golleriyle 3-1 yenmesi sonucunda şampiyonluğunu ilan ederek üst üste 4. şampiyonluğu ilen etmişti. Şampiyonluğunu ilan ettikten 3 gün sonra Arsenal'le finalde boy gösteren Galatasaray Kupa 2'nin şampiyonu oluyordu. Galatasaray'ın maç kadrosu hemen hemen o döneme damgasını vuran oyunculardan oluşuyordu. Tabi şu an aşağıdaki tabloda gözükmeyen Fatih Akyel, Hasan Şaş, Hakan Ünsal,Tugay Kerimoğlu , Emre Belözoğlu gibi isimler de o
sezona kadar Galatasaray'da futbol oynayan yıldızlardı. Galatasaray Arsenal'i penaltılarla 4-1 mağlup ederek kupayı almıştı. Türk futbol tarihinin inanılmaz gecelerinden bir tanesiydi. Başta Fatih Terim olmak üzere Hakan Şükür, Arif, Ümit Davala, Fatih Akyel vs hepsi her ne kadar klasik bir deyim olsa da isimlerini bu tarihe altın harflerle yazdırdılar. Tabi sonra Fatih Terim başta olmak üzere Hakan Şükür, Okan, Emre, Tugay neredeyse hepsi Avrupa'nın yolunu tuttu. Galatasaray'ın bir daha böylesine kaliteli bir kadroya sahip olması çok uzun zaman alacaktı.
Bu sezonun hemen ardından Fenerbahçe şampiyon olmuş, ardından Mircea Lucescu ikinci yılında Galatasaray'ı tekrar şampiyonluğa taşımıştı. Daha sonra Mircea Lucescu'nın yerine II. Fatih dönemi başlamış ama işler yolunda gitmemişti. Ligin 6. haftasında ligi daha sonra 6. bitirecek olan Fenerbahçe'den 6-0'lık bir mağlubiyet almıştı. Fatih Terim bu sezonu Beşiktaş'ın 8 puan gerisinde 2. tamamladı. Sonraki sezon ise tam bir felaketti. Galatasaray 2003-2004 sezonunu 6. bitirdi ve takımın başına efsane George Hagi geldi. Hagi ile sezon 3. bitirilirken Galatasaray özlediği şampiyonluğa Eric Gerets ile ulaştı. Ama tüm bu zamanlarda tüm spor yazarları hatta taraftarın dilinden düşmeyen birşey vardı: 2000 RUHU! 1996-2000 yılları arasındaki takımdaki Türk oyuncuların büyük bölümü Fatih Terim'in izleyerek genç yaşlarında olimpiyat takımına dahil ettikleri oyunculardan oluşuyordu. Hepsinin Fatih Terim'e sevgi ve saygısı çok fazlaydı. Takımda sevgi, saygı ve arkadaşlığın yanı sıra saha içerisinde de inanılmaz bir uyum vardı. Hatta Suat Kaya bir televizyon programında bu durumu "Herkes sahada kimin hangi an nerede olduğunu çok iyi bilirdi. Hatta gözü kapalı bile pas atardık." şeklinde açıklıyordu. Aslında 2000 ruhu buydu. Her futbolcunun birbirini tanıyarak hangi hareketi ne zaman yapacağını önceden sezmekti. Sanki aynı evde yıllarca yaşayan ev arkadaşları ya da eşlerin birbirlerinin huyunu öğrenmesi gibi birşeydi bu. Galatasaray hep bunu aradı ama bu yanlıştı. Galatasaray'ı zirveye taşıyan o günkü dinamikler sadece sahadaki 11 ya da 18 futbolcu ile ilgili değildi. Evveliyatı vardı, bir süreçti. Bunu aynı Barcelona'nın yıllardır süregelen Total Futbol anlayışı ve La Masia istikrarının bir sonucu olarak yıllarca İspanya ve Avrupa futboluna ambargo koyması gibi bir durumun benzeri.
Aslında anlatmak istediğim Galatasaray'ın bu 2000 ruhu ya da bu ruhun ne şekilde oluştuğu değil. Sonrası, bugünü... Hepsi Avrupa'nın çeşitli ülkelerinin takımlarına dağıldı. Kimi tutundu, kimi tutunamadı ve en sonunda hepsinin kariyeri son buldu. En son olarak da "30 yaşımdan sonra futbolu öğrendim" diyen Tugay'ın! Belirli bir aradan sonra bir bölümünü tekrar görmeye başladık. Arif Erdem, İstanbul BŞB'de Abdullah Avcı'nın yardımcı antrenörlüğünü yaptı 5.5 yıl kadar. Sonra 1 yıl kadar da teknik direktör olarak devam etti ve ayrıldı. Ergün Penbe 2008'de Hacettepe ile başladı ve bu yıl Temmuz ayında Giresun'dan ayrıldı. Suat Kaya bildiğim kadarıyla lise diploması nedeniyle teknik direktör lisansı alamıyor. Emre hala oynuyor. Fatih Akyel kenara çekildi. Bülent Korkmaz en göz önünde olanı. Süper Lig'in Hikmet Karaman, Samet Aybaba, Yılmaz Vural kervanına katıldı gibi. Çok saygı duyduğum Tugay Manchester City alt yapısında bir süre görev aldıktan sonra 2009-2010 ve 2010-2011 yıllarında sırasıyla Bülent Korkmaz, Frank Rijkaard ve George Hagi dönemlerinde alt yapıda yine görev aldı. Daha sonra ayrıldı. Hakan Şükür zaten millet vekili. ve Fatih Terim'in III. dönemiyle sahneye çıkan iki isim: bir dönem rap albümü yapan Ümit Davala ve Hasan Şaş. Bildiğim kadarıyla Hasan Şaş, Ümit Davala gibi oyunculara üstün başarıları nedeniyle kendilerine lisans verildiğini duymuştum. Tabi yıllarca futbol oynamak da insanı belli bir noktaya getiriyor elbet ama futbolu yönetmek daha başka birşey. Ama tribünden bakıldığında da çok heyecanlı. Bir yanda efsane hoca Fatih Terim, arkasında en iyi öğrencileri Ümit ve Hasan.(Aslında Taffarel'i de sayabiliriz ama bence kaleci antrenörü olarak gayet tecrübeli dünyaca ünlü mükemmel bir kaleci. O yüzden onu eleştirmiyorum)2000 ruhu kokuyor sanki. Ama hep aklıma şu soru takılmıştır. 6-7 sene teknik direktörlük tecrübesi olan Arif, Ergün Penbe, Bülent Korkmaz da aslında faal olarak bu tecrübeye sahipler. Bunun yanında Tugay'ın çok ciddi tecrübeleri oldu ancak bunlar değil de neden Hasan ve Ümit Davala bir türlü çözememişimdir. Hasan Şaş'la Adana'dan bağlantı kurabiliyorum doğrusu. Ama onun haricinde bilgim ve görgüm yoktur. Hep de şüphe ile baktım zaten antrenörlük bilgi ve becerilerine. Zaten Fatih Terim'siz çıkılan ilk maçta Burak Drogba Sneijder'i beraber oynatıp bir de üzerine Melo'nun yokluğunda Selçuk'un yanına Engin Baytar'ı monte takımı neredeyse orta sahasız bıraktıklarını görünce iyiden iyiye düşünmeye başladım.
Şimdi en son başka bir olaya geleceğim. Kim dedik? Bülent Korkmaz bu takımı yönetti, George Hagi, Ümit, Hasan, Tugay hepsi çeşitli kadrolarda da olsa bu takımı yönettiler. Şimdi en acısına geliyorum: Vedat İnceefe! En son Fatih Terim'e yapılanlardan sonra istifa çekmiş canı! Peki ne iş yapıyordu? Galatasaray 19 yaş altı takımının başındaydı. Sorgulanacak o kadar çok şey var ki? Arif, Bülent, Tugay, Ergün gibi adamlar en kötü Süper Lig'de takım yönetmiş insanlar. Peki Vedat? Yeni Malatya ve Bugsaşspor'u çalıştırmış. En büyük başarısı ise 13.01.2011'de Fenerbahçe'yi Türkiye Kupası'nda 2-1 yenmesi. Bunun haricinde hiçbir faaliyeti yok Vedat'ın. Ama dünya kulübü olma yolunda ilerleyen Galatasaray'ın kalbi Arda'ların ve nicelerinin çıkacağı 19 yaş altı takımının başında. 19 yaş altı çalıltıran antrenörler daha özel olmalı bence. Hani sporcu sağlığı, gelişimi, ahlâkı vs. Bu konularda eğitim almış daha ciddi insanlar olmalı. Ama anladığım kadarıyla Galatasaray "Hamil-i kar yakinimdir" şeklinde çalışıyor. Vedat İnceefe de bugün instagram'da paylaştığı bir yazı ile gündeme oturdu ve istifasını sundu. Yazı sizin de okuduğunuz gibi Ünal Aysal'a ithafen ve terbiyesizce
Ümit'i Hasan'ı Müfit'i Taffarel'i Vedat'ı bakarsanız 2000 Ruhu olmuş size 2000 Güruhu! Ya da ne demiş şair: " Hatıralar sarmış dört bir yanımı/Baktığım her yerde izin duruyor/ Ben seni düşünmek istemesem de/ Bana herşey seni hatırlatıyor". Galatasaray geleceğine bu güruh ile bakamaz. Fatih Terim'e laf yok ama profesyonel insanlara ihtiyaç olduğu da ortada. Ya da Galatasaray'a son dönemdeki şampiyonlukları ve Şampiyonlar Ligi'ndeki çeyrek finali yine bu güruh kazandırdı diyebilirsiniz o da bir bakış açısı...
Bu sezonun hemen ardından Fenerbahçe şampiyon olmuş, ardından Mircea Lucescu ikinci yılında Galatasaray'ı tekrar şampiyonluğa taşımıştı. Daha sonra Mircea Lucescu'nın yerine II. Fatih dönemi başlamış ama işler yolunda gitmemişti. Ligin 6. haftasında ligi daha sonra 6. bitirecek olan Fenerbahçe'den 6-0'lık bir mağlubiyet almıştı. Fatih Terim bu sezonu Beşiktaş'ın 8 puan gerisinde 2. tamamladı. Sonraki sezon ise tam bir felaketti. Galatasaray 2003-2004 sezonunu 6. bitirdi ve takımın başına efsane George Hagi geldi. Hagi ile sezon 3. bitirilirken Galatasaray özlediği şampiyonluğa Eric Gerets ile ulaştı. Ama tüm bu zamanlarda tüm spor yazarları hatta taraftarın dilinden düşmeyen birşey vardı: 2000 RUHU! 1996-2000 yılları arasındaki takımdaki Türk oyuncuların büyük bölümü Fatih Terim'in izleyerek genç yaşlarında olimpiyat takımına dahil ettikleri oyunculardan oluşuyordu. Hepsinin Fatih Terim'e sevgi ve saygısı çok fazlaydı. Takımda sevgi, saygı ve arkadaşlığın yanı sıra saha içerisinde de inanılmaz bir uyum vardı. Hatta Suat Kaya bir televizyon programında bu durumu "Herkes sahada kimin hangi an nerede olduğunu çok iyi bilirdi. Hatta gözü kapalı bile pas atardık." şeklinde açıklıyordu. Aslında 2000 ruhu buydu. Her futbolcunun birbirini tanıyarak hangi hareketi ne zaman yapacağını önceden sezmekti. Sanki aynı evde yıllarca yaşayan ev arkadaşları ya da eşlerin birbirlerinin huyunu öğrenmesi gibi birşeydi bu. Galatasaray hep bunu aradı ama bu yanlıştı. Galatasaray'ı zirveye taşıyan o günkü dinamikler sadece sahadaki 11 ya da 18 futbolcu ile ilgili değildi. Evveliyatı vardı, bir süreçti. Bunu aynı Barcelona'nın yıllardır süregelen Total Futbol anlayışı ve La Masia istikrarının bir sonucu olarak yıllarca İspanya ve Avrupa futboluna ambargo koyması gibi bir durumun benzeri.
Aslında anlatmak istediğim Galatasaray'ın bu 2000 ruhu ya da bu ruhun ne şekilde oluştuğu değil. Sonrası, bugünü... Hepsi Avrupa'nın çeşitli ülkelerinin takımlarına dağıldı. Kimi tutundu, kimi tutunamadı ve en sonunda hepsinin kariyeri son buldu. En son olarak da "30 yaşımdan sonra futbolu öğrendim" diyen Tugay'ın! Belirli bir aradan sonra bir bölümünü tekrar görmeye başladık. Arif Erdem, İstanbul BŞB'de Abdullah Avcı'nın yardımcı antrenörlüğünü yaptı 5.5 yıl kadar. Sonra 1 yıl kadar da teknik direktör olarak devam etti ve ayrıldı. Ergün Penbe 2008'de Hacettepe ile başladı ve bu yıl Temmuz ayında Giresun'dan ayrıldı. Suat Kaya bildiğim kadarıyla lise diploması nedeniyle teknik direktör lisansı alamıyor. Emre hala oynuyor. Fatih Akyel kenara çekildi. Bülent Korkmaz en göz önünde olanı. Süper Lig'in Hikmet Karaman, Samet Aybaba, Yılmaz Vural kervanına katıldı gibi. Çok saygı duyduğum Tugay Manchester City alt yapısında bir süre görev aldıktan sonra 2009-2010 ve 2010-2011 yıllarında sırasıyla Bülent Korkmaz, Frank Rijkaard ve George Hagi dönemlerinde alt yapıda yine görev aldı. Daha sonra ayrıldı. Hakan Şükür zaten millet vekili. ve Fatih Terim'in III. dönemiyle sahneye çıkan iki isim: bir dönem rap albümü yapan Ümit Davala ve Hasan Şaş. Bildiğim kadarıyla Hasan Şaş, Ümit Davala gibi oyunculara üstün başarıları nedeniyle kendilerine lisans verildiğini duymuştum. Tabi yıllarca futbol oynamak da insanı belli bir noktaya getiriyor elbet ama futbolu yönetmek daha başka birşey. Ama tribünden bakıldığında da çok heyecanlı. Bir yanda efsane hoca Fatih Terim, arkasında en iyi öğrencileri Ümit ve Hasan.(Aslında Taffarel'i de sayabiliriz ama bence kaleci antrenörü olarak gayet tecrübeli dünyaca ünlü mükemmel bir kaleci. O yüzden onu eleştirmiyorum)2000 ruhu kokuyor sanki. Ama hep aklıma şu soru takılmıştır. 6-7 sene teknik direktörlük tecrübesi olan Arif, Ergün Penbe, Bülent Korkmaz da aslında faal olarak bu tecrübeye sahipler. Bunun yanında Tugay'ın çok ciddi tecrübeleri oldu ancak bunlar değil de neden Hasan ve Ümit Davala bir türlü çözememişimdir. Hasan Şaş'la Adana'dan bağlantı kurabiliyorum doğrusu. Ama onun haricinde bilgim ve görgüm yoktur. Hep de şüphe ile baktım zaten antrenörlük bilgi ve becerilerine. Zaten Fatih Terim'siz çıkılan ilk maçta Burak Drogba Sneijder'i beraber oynatıp bir de üzerine Melo'nun yokluğunda Selçuk'un yanına Engin Baytar'ı monte takımı neredeyse orta sahasız bıraktıklarını görünce iyiden iyiye düşünmeye başladım.
Şimdi en son başka bir olaya geleceğim. Kim dedik? Bülent Korkmaz bu takımı yönetti, George Hagi, Ümit, Hasan, Tugay hepsi çeşitli kadrolarda da olsa bu takımı yönettiler. Şimdi en acısına geliyorum: Vedat İnceefe! En son Fatih Terim'e yapılanlardan sonra istifa çekmiş canı! Peki ne iş yapıyordu? Galatasaray 19 yaş altı takımının başındaydı. Sorgulanacak o kadar çok şey var ki? Arif, Bülent, Tugay, Ergün gibi adamlar en kötü Süper Lig'de takım yönetmiş insanlar. Peki Vedat? Yeni Malatya ve Bugsaşspor'u çalıştırmış. En büyük başarısı ise 13.01.2011'de Fenerbahçe'yi Türkiye Kupası'nda 2-1 yenmesi. Bunun haricinde hiçbir faaliyeti yok Vedat'ın. Ama dünya kulübü olma yolunda ilerleyen Galatasaray'ın kalbi Arda'ların ve nicelerinin çıkacağı 19 yaş altı takımının başında. 19 yaş altı çalıltıran antrenörler daha özel olmalı bence. Hani sporcu sağlığı, gelişimi, ahlâkı vs. Bu konularda eğitim almış daha ciddi insanlar olmalı. Ama anladığım kadarıyla Galatasaray "Hamil-i kar yakinimdir" şeklinde çalışıyor. Vedat İnceefe de bugün instagram'da paylaştığı bir yazı ile gündeme oturdu ve istifasını sundu. Yazı sizin de okuduğunuz gibi Ünal Aysal'a ithafen ve terbiyesizce
yazılmış bir yazı. Sebebi ise Fatih Terim' yapılanlar. Fatih Terim kovulmuş, yardımcıları 1 hafta onun isteğiyle göreve devam etmiş, Taffarel hala devam ediyor. Tugay, Hoca'dan izin alarak Mancini'nin yardımcı entrenörlüğü teklifini kabul etmiş. Sana ne oluyor diye sormazlar mı? Taffarel, Ümit, Hasan hiçbir söz söylememiş, mevcut durum ile alakası yokken yazılan bu yazı aslında Vedat'ın bulunduğu yere hiç de yakışmadığının ispatı niteliğinde.
Ümit'i Hasan'ı Müfit'i Taffarel'i Vedat'ı bakarsanız 2000 Ruhu olmuş size 2000 Güruhu! Ya da ne demiş şair: " Hatıralar sarmış dört bir yanımı/Baktığım her yerde izin duruyor/ Ben seni düşünmek istemesem de/ Bana herşey seni hatırlatıyor". Galatasaray geleceğine bu güruh ile bakamaz. Fatih Terim'e laf yok ama profesyonel insanlara ihtiyaç olduğu da ortada. Ya da Galatasaray'a son dönemdeki şampiyonlukları ve Şampiyonlar Ligi'ndeki çeyrek finali yine bu güruh kazandırdı diyebilirsiniz o da bir bakış açısı...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder