Dün geceki maç bana biraz 2009-2010 sezonunda 34. haftada Saraçoğlu'nda oynanan maçı hatırlattı. Fenerbahçe 25 tane gol pozisyonuna girdiği, topların direklerde patladığı gecede Trabzonspor'la 1-1 berabere kalarak şampiyonluğu Bursaspor'a kaptırıyordu. Aslına bakılırsa o günkü kadar bariz gol pozisyonlarına girmedi Fenerbahçe ama yine de oyunun büyük bölümünü Trabzonspor yarı sahasında oynadı.
Fenerbahçe oyuna sakatlıklardan dolayı farklı bir kadro ile çıkmak zorunda kaldı. Sakatlıkları bulunan Alves ve Meireles'in yerine defansta Bekir ve orta sahada Holmen'i tercih etti. Emre kenarda, Christian ise tribündeydi. futbolcu tercihlerine bakarsak öncelikle Bekir'in yerine Kadlec'i oynatamaz mıydı Ersun Hoca? Bunun sırrı sanırım kendisinde gizli. Çünkü bana kalırsa Kadles kesinlikle Bekir'den daha iyi bir stoper. Ancak maç eksiği var. Bununla beraber Bekir daha fazla şans bulduğu için hem Egemen'le ikili olarak uyumu daha iyi hem de bu sezona iyi başladı. Dediğim gibi bu tercihin sırrı Ersun Hoca'da. Gelelim takımın can evine. Orta saha üçlüsü Meireles sakat olduğu için farklı bir orta saha ile çıkmak zorundaydı. Mehmet Topal'ı geçecek olursak Ptuk ve Holmen tercihlerine bir bakalım. Holmen'i bu sezon Sivas maçı ile hatırlıyoruz. Tam bir dinamoydu ve oyuna çok fazla etki etti. Ama o maçta arkasında Selçuk ve Meireles oyunuyordu. Yine Alper Potuk'a bakarsak en etkili olduğu maçlarda orta sahanın merkezinde değil 4-2-3-1'in forvet arkası pozisyonunda oynadığını görürsünüz. Çünkü Alper orta sahanın merkezinde oyuna yön verecek, pas alıp verecek, servis yapacak bir futbolcu türü değil. Alper, topla ve topsuz olarak dribblingler yapacak, topla araya içe kat edecek, bazen çalım atacak, bazen şut atacak bir oyuncu. Saha dizilişi anlamında Meireles'in yerindeydi. Ancak Holmen ve Alper bu anlamda birbirlerine çok yakın futbolcular olduğu için ve çok fazla koşan futbolcular olduğu için bu mevki farklılığının aslında çok fazla önemi yok. Asıl önemli olan Holmen ve Alper'in beraber oynaması. Topal - Alper - Holmen üçlüsünün hiçbiri pas yoğunluğu sağlayacak oyuncular değil. Ben oyuna Alper yerine Salih'le başlaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü her takımın bir pasöre muhakkak ihtiyacı var. Ancak Ersun Hoca'nın futbol stratejisinde hızla dikine oynamak var. Özellikle de kanatlardan. Ancak Ersun Hoca belki de Salih'in ya da Christian'ın bu hızlı oyuna ayak uyduramayacağı ya da Trabzonspor'un hızlı kontra ataklarında geri dönüşlerde sorun yaşayacağı düşüncesi ile Holmen ve Alper'i beraber kullandığını düşünüyorum. Çünkü baktığınızda da Meireles takımın en çok koşan oyuncularından bir tanesi.
Fenerbahçe evinde taraftar desteğini de arkasına alarak hızlı hücumlarla Trabzonspor'un üzerine gitti. Önde baskı yaptı ve maçı kazanma arzusuna daha maçın başında gösterdi. Trabzonspor ise oyunu kendi yarı sahasında kabul ederek Fenerbahçe'ye çok fazla boş alan bırakmak istemedi ve bunu da çok iyi uyguladı. Kontra ataklarla hızla çıkarak topu bu yılın yıldızı Henrique ile buluşturmak istediler. Ama çok fazla başarılı olamadılar. Fenerbahçe oyun genelinde %61 gibi önemli derecede topa sahip olma yüzdesine erişti. Hepsi %100 diyemesek de önemli pozisyonlar yakaladı. Özellikle Webo'nun direkte patlayan füzesi ise gözleri yaşaran cinstendi. 52. Dakikada Alper'in yerine Emre'nin girmesi aslında doğru bir hamleydi. Bu sayede Fenerbahçe ceza sahası önünde daha fazla top yaptı. Bu şekilde pozisyon da yakaladı. Bu defa 63. dakikada Holmen - Emenike değişikliği geldi. Kuyt, Holmen'in pozisyonunu aldı ve 2. forvet pozisyonuna geçti. Ersun Yanal Kuyt'ın hem bu yönünü hem de çok koşan kimliğini burada kullanmak istedi sanırım. Bir anda hücumda takım 4-2-4'e döndü. Ersun Yanal Emenike'yi alarak baskıyı artırmak istedi çünkü aslına bakılırsa Emenike'nin oyun anlayışına uygun bir maç olmuyordu. Ama sonuçta bu da Emenike vücudunu kullanır, boş alanda bulduğunda tehlike yaratabilirdi. Son olarak da 83. dakikada Ersun Yanal vitesi 6'dan 5'e düşürdü ve Kuyt çıkarken Mehmet Topuz girdi. Kuyt'ın yerine ise Emre geçti. Fenerbahçe çok yüklendi ancak golü bulamadı. Ersun Yanal da bence takımla biraz fazla oynadı.
Fenerbahçe bu maçı kazansaydı 3 rakibine birden çok ciddi zarar vermiş olacaktı. Trabzona'a 6, Beşiktaş'a 3 ve Galatasaray'a 11 puan fark atmış olacaktı. Yani aslında belki de tek rakibi Beşiktaş olacaktı. ancak bu şekilde bakıldığında Galatasaray bile yarışın içinde sayılabilir.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder